Bugün ne yazayım diye düşündüm ve bir kart çektim, bunu okuyacak insanların duymaya bilmeye en çok ihtiyaçları olan şey nedir diye. Gelen kart “Salıverme”. Bir yandan son dönemde gelen birçok danışanımda, ve hatta zaman zaman kendimde de gözlediğim bir konu bu, salıvermek, teslim olmak, hayata, evrene güvenmek.
Bir konuyla ilgili yazmadan önce sözlükte ne yazılmış bakmayı seviyorum. Kavramlara bilinçle ne anlam verilmiş görmek insanın ufkunu açabiliyor. Salıvermek ve teslim olmak sözlükte şöyle geçiyor.
Salıvermek
- bırakmak, koyuvermek,
- (Alıkoyduğu bir şey veya kimseyi) Serbest bırakmak, gitmesine izin vermek
- Teslim olmak
- üstün bir güç karşısında savaşmaktan vazgeçip yenilgiyi kabul ederek silahını bırakmak.
- kendini teslim etmek.
Genel olarak gördüğüm, sözlüklerde bu tür kelimeler istenmeden, insanın rızası olmadan, mecburen yapılan eylemler olarak görünüyor. Oysa salıvermek, teslim olmak öyle rızanız olmadan yapabileceğiniz bir şey değil. Görünürde teslim olursunuz ama için için direnmeye devam edebilirsiniz.
Teslimiyet Ne Demek?
Kelime anlamlarına bakarken ekşi sözlükte gördüğüm bir sözle başlamak istiyorum. Ekşi sözlükde bazen çok güzel yorumlarla karşılaşabiliyorsunuz.
“Bazı teslimiyetler gönüllüdür. Ne zaman teslimiyet, teslimiyet olmadığında; ortada savaşacak değil de paylaşacak şeyler olduğunda, kendini karşındakine akmaya tüm korkulara, tüm risklere rağmen bırakacak kadar yanında üşümeyecek kadar güvenildiğinde gerçek paylaşımın yolu açılmıştır. Teslimiyetin yerini / adını güven alır. Saf çıplaklıktır. Doğru kişinin yanında gerçek huzurdur.”
Çok güzel anlatılmış bir ifade. İnsan ancak güvendiği bir ortamda teslim olur. Tamamen kendi olur, tüm çıplaklığıyla. Yargılanmadığını bildiği, olan olmayan her haliyle kabul edildiği bir ortamda. Böyle bir durumda kendini güvende hisseder, güçlü hisseder. Korkularından arınmıştır. O an başına ne gelirse güzel olacağını bilerek bilinmeze atlar. Hatta bilinmeze giden bu yolculuktan keyif alır.
Teslim Olmak Neden Zor?
Ne kadar keyifli olsa da teslim olmak çoğunlukla seçtiğimiz yol değildir. İnsana salıvermek zor gelir.
En büyük nedeni bir çok konuda olduğu gibi korkularımıza dayanır. En çok da kabullenilmeme korkusu. Ve bu korkunun yarattığı güvensizlik.
Ve bir de şu meşhur konfor alanımız. Konfor alanımızın dışındaki dünya bilinmezdir. Bu dünyaya adım attığımızda karşımıza ne çıkacağını ve karşımıza çıkan şeylerle nasıl başa çıkacağımızı bilemeyiz. Biz de olduğumuz yerde durur, korkularımıza, güvensizliklerimize sarılır kalırız. Korkularımız en azından tanıdıktır, onlarla yaşamayı öğrenmişizdir. Ne kadar şikayet etsek de bilinen her zaman bilinmeyenden daha kolay gelir insana.
En çok da kendimize olan güvensizliğimiz. İnsan bir ağaçsa, onun kurdu, onu içten yiyip bitiren şey şüphedir. İçimizdeki “ya yanlışsa” şüphesi aynı kurdun ağacı içten içe kemirip tüketmesi gibi bizi tüketir.
Ayurveda’ya göre korkularımızı tuttuğumuz yer vücudumuzda bağırsaklarımızdır. Her tuttuğumuz korku kalın bağırsaklarımızda sindirim sorunları, gaz, kabızlık olarak bize döner. Biz bırakmayı teslim olmayı öğrendikçe kalın bağırsağımızda tuttuğumuz korkularımızı da salmaya başlarız.
Güvensizlik Duygusu Nasıl Oluşur?
Güvensizlik, hayata güvenle bakmama insanın babasıyla olan ilişkisiyle ilgilidir. Babayla ilişkide olan boşluklar insanın hayata güvenle bakmasını engeller. Baba çocukluğumuzdan itibaren güvendiğimiz dağdır, arkamızdaki büyük güçtür. Her zaman yanımızda bize sarılan bir baba olması gerekmez. İhtiyacımız, sevgiden çok her durumda babamızın arkamızda olduğunu, her ne olursa olsun bize destek olduğunu bilmektir. Her durumda arkamızda olduğunu bildiğimiz bir babadır. Çok sevdiğiniz bir babanız olabilir, çocukken her anını sizinle oynayarak geçiren bir babanız olabilir. Ancak bir sorun olduğunda arkanızda durmayan, kaçan bir baba güvensizlik duygusunun bilinçaltınıza kaydedilmesine yol açar.
Lütfen her şey babam yüzündenmiş diyerek suçlamayın babalarınızı. Çünkü onları da biz seçtik
Güven temelde evrene, yaradana olan güvendir aslında. Evrenin matematiğine, işleyişine olan güvendir. Hayatımızda başımıza gelen şeylerin rastgele olmadığını ve bizim dışımızdaki insanlar tarafından gelmediğini bilmektir. Olan olmayan olamayan için başkalarını suçlamamaktır. Yaşadığımız her olayın hayrımıza olduğuna inanmaktır.
Ve teslimiyet. Güçlü insan teslim olur. Kendine güvenen insan, korkmayan demiyorum. Korku olabilir insanda. Önemli olan korkumuzu görüp kabul etmemiz, korkularımızla yüzleşmeye cesaret etmemiz ve korkumuza rağmen güvenle harekete geçmemiz.
Sevgiyle kalın…
