Öfke Kontrol Edilebilir mi, Çözmenin Yolları Nelerdir?

Öfke kontrol edilebilir mi sizce? Tabii edilebilir, ancak uzun süreli ve her durumda değil. Aşırı stres halindeyken kontrolü kaçırmak çok muhtemel. Tabii unutmamak gereken şey, aslında hiç bir şeyi kontrol edemediğimiz, kontrol ettiğimizi sandığımız gerçeği. Biz sadece umutla bir şeyleri hayatımızda kontrol etmeye çalışıyor ve yapabildiğimizi sanıyoruz. 

Asıl önemli olan öfkeyi kontrol edebilmek değil, çözmek. Öfkelenmemek yani. Birçok kişinin nasıl yani, mümkün mü dediğini duyar gibiyim. Ve evet, mümkün. Önce öfke kontrolüne bakalım, sonra çözüm için neler yapılabileceğine.

Öfke Kontrol Edilebilir mi?

Öfke kontrolü dediğimizde çoğu insanın anladığı, öfkelendiğini göstermemek, bastırmak. O anda duyguyu içine atıp dışarıdan görünmemesini sağlamak. Öfkeyi çözmek ya da içinden geçip vücuttan atıp sindirmek değil.
Böyle olunca da ne oluyor, içe atılan öfke duygusu gidip vücut içinde bir yere, genelde de karaciğere yerleşiyor. Her bu şekilde davranıldığında karaciğere birikmeye devam ediyor öfke. Sonunda kaçınılmaz olan karaciğer hastalıkları olarak karşımıza çıkıyor.
İşin kötü tarafı çoğu insan hastalığı çözmek yerine ilaçla tekrar bastırmaya devam ediyor. İlaca karşı değilim, yanlış anlaşılmasın. Yapılan hiçbir psikolojik tedavi tabii ki tıbbın yerine geçmez. Söylemek istediğim ilaç tek başına çözüm olmamalı. Mutlaka sorunun kaynağındaki duyguyu çözmek gerekli ki böylece ilaçtan alacağınız etki de artsın ve sorun tekrarlanmasın.

Bastırılmış öfke duygusu uzun vadede çok yoğun stres anlarında patlama olarak ortaya çıkabiliyor. Vücut eninde sonunda biriken toksini atmaya çalışıyor. Çok sakinken küçücük bir olay olduğunda birden çok öfkelendiğiniz, ya da işyerinde içinize attığınız öfkeyi evde çocuğunuza yansıttığınız oldu mu hiç?
Haydi öfkeyi çözmek için neler yapabiliriz bakalım.

Her Duygu İki Uçludur.

Her duygu iki uçludur. Biri artarken diğeri azalır. Hayatınızda biri hakimse diğeri azdır mutlaka.
Yanlız tahmin edilenin aksine sevginin karşı ucu nefret, ya da öfkenin karşı ucu sükûnet değildir. Sevginin karşı ucu korkudur. Hayatınızda sevgi arttıkça korku azalır.

Öfkenin diğer ucundaki duygu ise neşe. Evet yanlış duymadınız. Hayatınızda neşe ne kadar çoksa, siz ne kadar neşe keyif içinde bir hayat sürüyorsanız, öfke o kadar az olacaktır.
Ve ne yazık ki öfke ne kadar çoksa da neşe o kadar az.

Bir de öfke tek başına bir duygu değildir. İnsan durduk yere bir olaya öfkelenmez. Mutlaka altında yatan başka bir duygu daha vardır ve insan olaya değil, o olayla birlikte içinde hissettiği diğer duyguya öfkelenir. Genelde insan güvensizlik, yalnızlık, değersizlik, hayal kırıklığı, sevilmeme, onay görmeme, üzüntü, endişe ve bunun gibi duygulara öfkelenir.
Ve genelde de karşısındaki insana değil, bu duyguyu ilk kez tattığı ana, bunu tatmasına vesile olan anne veya babasına, ve en çok da kendisine öfkelenir.

Öfkeden kurtulmak, çözmek mümkün mü?

Evet kesinlikle mümkün. Yanlız ben öyle genelde yapıldığı gibi size 3 sır, 5 tavsiye, 7 uygulama vermeyeceğim. Çünkü muhtemelen bu şekilde makaleler okudunuz, uyguladınız ve bir yere varamadınız.
Tabii meditasyon, nefes çalışmaları, beslenme düzeni, doğada yürüyüş gibi genelde önerilen her şey zihninizin sakinleşmesi için önemli çalışmalar ve mutlaka hayatınızda neşenin artmasına ve öfkenin azalmasına fayda sağlarlar.  Ancak ben size her yerde bulabileceğiniz bu çalışmalardan bahsetmeyeceğim.

Bence yapılması gereken şey , size şunu yap gibi verilen haplardan ziyade, onların da ilaçtan farkı yok bence, farkındalığınızı arttırmanız.

Öncelikle hissettiğiniz asıl duyguyu bulmalısınız. Öfkelendiğinizi fark ettiğinizde bir durun, gözlerinizi kapatın, nefes alın, odaklanın ve açık yürekle kendinize sorun. Ben gerçekte neye öfkeleniyorum. Bu öfke kime ait, bu öfkeyi nereden öğrendim. Eğer zihniniz izin verirse bir anıyı görebilirsiniz, ya da duygunuzu hissedebilirsiniz.

Sonrasında kabul gelir. Kabul etmediğimiz hiçbir şeyi çözemeyiz. Genelde olumsuz duyguları görmezden gelme eğilimimiz vardır. Dogmatik olarak öfke kötüdür, öfkeli insan da kötüdür gibi toplumdan gelen kodlarımız var. Diğer duygularımız da yüzleşmek istemediğimiz şeyler. Kimse sevilmiyorum, onaylanmıyorum, değersizim duygusunun varlığını kabul etmez. Ancak o duygular kabul etseniz de etmeseniz de oradadır.
Çünkü duygunun varlığını kabul ettiğimizde, değersizlik duygusu mesela, o özelliğin de bizde olduğunu kabul ettiğimizi düşünürüz, değersiz olduğumuzu kabul ettiğimizi. Kesinlikle değil. Biz değerli ama değersizlik duygusunu hisseden bir insanızdır. Sadece duygunun varlığını kabul edin.

Bu duyguyu sağaltmak için olumlama yapabilirsiniz. Kesin çözüm bu duyguyu ilk kez tatmanıza vesile olan kişiyi ve kendinizi affetmekten geçer.

Önemli bir konu da, öfkenizi kesinlikle bastırmayın. İnsanız ve hepimiz çok veya az öfkeleniyoruz. Eğer çok önemli bir toplantıda, kalabalık bir ortamdaysanız bağırıp çağırmayın tabii, ama mutlaka o duyguyu vücudunuzdan atmalısınız. Gözlerinizi kapatıp duyguyu sürekli tekrarladığınızda “öfkeliyim, öfkeliyim, öfkeliyim” gibi, duygu önce artar, siz tekrarladıkça vücudunuzdan atılır ve sakinleşirsiniz. Arttığında vücutta genelde kasılmalar ve ağrılar olabilir, sakın durmayın. Sakinleşene kadar devam.
Veya gidip öfkelendiğiniz şeyi klozete söyleyin, sonra sifonu çekin.

 

İnsanoğlu muhteşem bir varlık. Sadece farkına vardığımızda şifa gelmeye başlıyor. Yüzleştikçe, olan, olmayan, olamayan her şeyi kabul ettikçe ve şükrettikçe hiçbir şeyi bastırmanıza gerek kalmadan neşe keyif sizinle olmaya başlıyor.

Hayatınızın ömür boyu neşe, keyifle geçmesi niyetiyle.
Sevgiyle kalın…

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir