Çoğumuzun sorunu zamanı yönetememek. Sıklıkla duyduğunuz cümlelerdir sanırım, hiçbir şeye yetişemiyorum, zamanım yok, kendime vakit ayıramıyorum, hatta en sevdiğim başımı kaşıyamıyorum, tuvalete bile gidemiyorum…
Sanırım üstüne en çok eğitim yapılan, blog yazılan konulardan biri zaman yönetimi. Hepsini okumuş ama hala zamanla boğuşuyor olabilirsiniz. Peki size aslında zaman yok, öğrendiğiniz her şey sadece zihnin oyunu, olmayan bir şeyi de ne kadar eğitim alsanız da yönetemezsiniz desem.
Önce zaman nedir nasıl işler ona bakalım.
Hepimiz zamanın yatay olduğunu düşünürüz, bize öyle öğretilmiştir çünkü. Bir çizgi gibi. Ben şu an bugünü yaşıyorum, geçmiş arkamda, gelecek önümde. Yol düz de olabilir, kıvrımlı da, fark etmez. Her durumda geçmiş arkamda.
Ancak gerçek hiç de öyle değil. Zaman yatay bir çizgi değil, dikeydir, aynı kum saati gibi.
Kum saatine detaylı bakalım. Yukarıda geleceğimiz durur, aşağıda da geçmiş. İkisi de vardır, ancak sabittir, ve önümüzdeki veya arkamızda değildir, şimdi şu an neredeysek oradadır. Dikey çizgiden bakın, geçmiş, gelecek ve şimdinin aynı anda şimdide olduğunu görürsünüz.
Kum saati dolduğunda ters çevirilir, yani geçmişimiz yukarıya gelir, potansiyel geleceğimiz olur. Geçmişimizde bulunan tüm duygu ve düşünceler de aynen potansiyel gelecek olarak yerini alır, olumlu veya olumsuz. Zaman tekerrürden ibarettir deyişi de tam olarak buradan geliyor.
Zaman sadece tek bir andır, şimdidir, sonsuzluktur. Kum saatinde hareketli olan tek bir yer vardır; şimdi, içinde bulunduğumuz şu an. Yani ne oluyorsa bu anda oluyordur.
Geçmişe gidip olayları değiştirilebilir, geleceğe gidip tohum ekebilirsiniz, ancak yapabileceğimiz her şey AN’da yani sonsuzlukta yapılabilir. Şimdi şu anda duygu, düşüncelerinizi değiştirdiğinizde geçmişinizi ve dolayısıyla potansiyel geleceğinizi de değiştirirsiniz.
Anda Yaşamak
Zaman zihnin kullandığı bir illüzyon. Zihinle özdeşleştiğimizde zamanın içine kısılır kalırız. Ya geçmişte yaşarız, ya gelecekte.
Oysa Echart Tolle’un dediği gibi
Hiçbir şey geçmişte vuku bulmamıştır; o Şimdi’de vuku bulmuştur.
Hiçbir şey gelecekte vuku bulmayacaktır; o Şimdi’de vuku bulacaktır.
Geçmişte yaşıyorsanız geçmişte yaşanılan olayları düşünür, kendinize veya diğer kişilere kızar, ya da keşkelerle, pişmanlıklarla dolu olursunuz. Oysa olan şimdide olmuş ve bitmiştir. Zihin sizi bitmiş bir olayın içinde tutar. Önemli olan, yaşanan deneyimin içinde kalarak tekrar tekrar yaşamaktan ziyade, tefekkür edip deneyimin içinden geçmek, öğrenmemiz gereken şeye odaklanmaktır.
Gelecekte yaşıyorsanız, sürekli planlar yapıyor, öyle olursa ne olur, böyle olursa ne olur sürekli hesap kitap yapıyorsunuz demektir. Gelecekte yaşayan insanlar genelde ya olmazsa endişesi yaşayan ve bir şeylerin olması için sürekli plan yapan insanlardır. Oysa geleceği de “An’da” inşa ediyoruz. Tabii ki hayatınızda gelecek için bir hedefin olması, buna ulaşmak için bir planın olması önemli. Ancak sürekli o planın içinde kalmak endişe yaratır. Planladığı, istediği hayatı yaşayamaz insan ve belki de sırf endişe yüzünden hedefinden uzaklaşır.
Neden zamanı yönetmek istiyoruz?
İnsan hep bir şeyleri kaçırma, eksik kalma korkusu ile doludur. Aristo, ünlü “Metafizik” eserinin ön sözünde şöyle der: “Bütün insanlar doğal olarak bilmek ister”.
İnsanlar hep bir şeyler yapmaya, bilmeye, öğrenmeye, eksik kalmamaya çalışır.
Bu nedenle bir sürü insan bir eğitimden diğerine koşuyor. Gündemi kaçırmamak için sosyal medya ve televizyonu takip ediyor. Etrafında çok güzel film / dizi dendiğinde mutlaka izliyor.
Bu zihnin telaşı, hepsi zihnin var olma çabası. Daha çok öğrendikçe ne kadar az bildiğimizi görüyoruz, ne kadar çok film izledikçe, kitap okudukça, ne kadar çok izlenecek film ve okunacak kitap olduğunu fark ediyoruz.
Zihin sürekli eksik kaldığını söylüyor, şunu da yapmalı, bunu da öğrenmeli, şunu da izlemeli. Çünkü eksik kalırsa öleceğini düşünüyor. Sonra da bir bakmışsınız, görülecek, öğrenilecek listesi azalacağına uzuyor ve doğal olarak zaman yetmiyor.
Zihin her şeyi öğrenmek istiyor, ancak öğrenecek anlayabileceğini sanıyor. Oysa hakikat zihinle anlayabileceğimiz, öğrenebileceğimiz bir şey değil, ancak bırakarak, durarak ve ruhumuzun sesini dinleyerek anlayabileceğimiz bir şey.
Peki zamanı nasıl yönetebiliriz?
Zaman zihnin yarattığı bir ilüzyon, yani geçmiş ve gelecek aslında yok. Sadece şimdi şu an var, böyle bir durumda zamanı nasıl yönetebiliriz? Zaten zamanı yönetmek isteyen de zihnin kendisi değil mi?
Biz ilüzyonun arka planını görmeye başladığımızda zaman artık sadece ANdır. Ne geçmiş ne gelecek vardır, ne olmuş olan vardır, ne olacak olan, sadece olmakta olan vardır.
Zamanı esnetebilmek için ihtiyacımız öyle planlama yapmak falan değil, sadece anda kalmak. Zamanı sadece şimdi şu an olarak görmeye başladığımızda anı yaşama şeklimiz değişir. Şu an, yani zaman, isteğimize ve ihtiyacımıza göre bükülmeye başlar. Bir bakmışsınız, 3 saatlik iş yapmışsınız ama sadece 30 dk geçmiş 🥰
Başta kafalar karışıyor biliyorum. Siz sadece bu bilgiye izin verin, anlamaya ve sadece anda kalmaya niyet edin, gerisi kendiliğinden gerçekleşir.
