Kuantum Yaşam Koçluğu Nedir, Ne Değildir?

Kuantum Yaşam Koçluğu yapmaya başladığımdan bu yana fark ettiğim şey şu. Yıllardır etrafımda o kadar çok koç var ki, bana sanki herkes biliyormuş gibi geliyordu. Herkes, gerçekte bir kuantum yaşam koçu ne yapar, ne tür yöntemler kullanır biliyor diye düşünüyordum. 

Emekli olup da gerçekten bir fiil koçluk yapmaya başladığımda gördüğüm;

  1. Çok sayıda insan gerçekte kuantum nedir bilmiyor
  2. Kuantum koçluğu nedir, ne yapar bilmiyor.
  3. Kuantum denilince akıllara sadece olumlama yapmak, evrene mesaj göndermek geliyor.
  4. Yaşam koçluğu ile arasındaki fark bilinmiyor.

Ve 5. Madde, belki de en önemlisi. Gerçekten iyi olan koçlar daha sessizken, kuantumu sadece enerji göndermek olarak görenlerin daha çok sesi çıkıyor. Çok fazla bilgi kirliliği mevcut.

Bir de bir sürü farklı tanım var; bilinçaltı koçluğu, spiritüel koçluk, ruhsal rehberlik… İnsanların kafası karışıyor. Aslında temelde hepsinin aynı olduğu, sadece farklı tekniklerle çalışıldığı anlaşılmıyor.

İnsanlar bir mesajın altına “EVET” veya “oldu, oldu, oldu” yazdıklarında hiçbir şey yapmadan, hiç sorumluluk almadan yaşamlarının değişeceklerine inanıyor.

Bense bu kadar bilgi kirliliği denizinin içinde küçük bir damla, karınca kararınca farkındalık yaratmaya çalışıyorum.

Kuantum Yaşam Koçluğu nedir anlamak için önce kuantum nedir, ona bakmak lazım.

Kuantum Nedir?

Kuantum aslında bir fizik dalı, evrenin işleyişini bize anlatan bilim. Latince “miktar” anlamına geliyor. Temeli 1900’lü yıllarda Max Planck’a dayanıyor.

Bu konuda yapılmış en bilinen deneylerden biri çift yarık deneyi. Ben bir fizik uzmanı değilim, size deneyin teknik detaylarını anlatamayacağım. Detay bilgi için internetten çift yarım deneyi olarak aratırsanız, istemediğiniz kadar detay bulabilirsiniz.

Bizimle ilgili tarafı ise şöyle. Çift yarık deneyi elektronla yapıldığı zaman elektronların iki yarıktan geçip hiçbir yarıktan geçmemiş gibi davrandıkları görülmüş. Bunun üzerine tespit etmek için gözlem için bir ölçüm cihazı koyulmuş. İşte o zaman ilginç bir şey keşfedilmiş. Elektron gözlemci olmadığında dalgacık gibi, gözlemci olduğunda parçacık gibi davranmaya başlamış.

Bu şu demek: maddeler gözlemlenmeye bağlı olarak hem dalga hem parçacık özelliği gösterebiliyor.

Yani dünyadaki tüm maddeler, para-insanlar-çiçekler-böcekler, aklınıza gelen her madde gözleme bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Sizin gözleminize bağlı olarak.

İşte Kuantum Yaşam Koçluğu bu teoriye dayanıyor.

Kuantum Yaşam Koçluğu Klasik Yaşam Koçluğundan Farklıdır.

Kuantum Yaşam Koçluğu klasik yaşam koçluğundan oldukça farklıdır.

Klasik yaşam koçluğunda amaç, istenilen bir yaşama ulaşmak için hedef belirlemek ve o hedefe doğru yol almaktır. Gündelik sorunlarla ilgilenilir. Hedefe ulaşmak için önümüze çıkan engelleri ve onları bizim yarattığımızı fark etmemizi sağlayacak güçlü sorular sorulur. Bu şekilde bilinçle çalışarak farkındalık yaşanması amaçlanır.

Klasik yaşam koçluğu geçmişle, travmalarla, bugün yaşadığınız sorunların geçmişle bağlantısına, kaynağına bakmaz. Sadece bugüne ve gelecek hedeflerine odaklanır.

Kuantum Yaşam Koçluğu Nedir?

Kuantum yaşam koçluğu ise daha farklı yöntemler içerir. Amaç kişinin tekamül yolunda ilerlemesini engelleyen olumsuz inanç kalıplarının temizlenmesidir.

Bunu bu şekilde yazınca çok havalı görünüyor değil mi, tam ne demek istiyorum anlatabilmek için çok kısaca sürüngen beyin, amigdala ve bilinçaltına değinmemiz gerek.



Paul Maclean’a göre insan beyni 3 katmandan oluşuyor. ⠀

* alt beyin-sürüngen beyni⠀
* orta beyin-maymun beyni (limbik sistem) (duygusal beyin de diyebiliriz) ⠀
* üst beyin-insan beyni (neokorteks) (düşünen beyin de diyebiliriz.) ⠀

Sürüngen beyin bilinçsiz kararlarımızı aldığımız, içgüdüsel olan katman. İnsanın en temel ihtiyaçlarını yerine getirmek isteyen bölüm: üreme, kendini savunma, korku, kaçma vb. Amaç basit, yaşamı devam ettirmek ve bedenin bütünlüğünü korumak. Bu üç katmandan son kararı verme görevi sürüngen beyinde, her zaman son amaç hayatta kalmak. Yani hayatımızı sürüngen beynimiz ve orada kodlanan çekirdek inancımız (hayat amacımız) belirliyor.

Amigdala duygularımızın merkezi. En önemli görevi duyguları kodlamak, yorumlamak ve depolamak. Aynı bir buzdağı gibi. En üstte korku-kaygı-endişe, aşağıya doğru tüm duygular çekirdek inancımıza uygun olarak sıralanmış şekilde. Korku en üstte çünkü hayatta kalmak için tedbir almamızı sağlayan şey korku.

Bilinçaltı ise kayıt merkezi, bilgisayarın hardiski gibi. Sürüngen beynimiz kaç veya saldır dediğinde amigdalanın rolü korku hissetmemizi sağlamak, bilinçaltının rolü de tüm yaşananları kaydetmek. Kaydederken de olanları duygularıyla birlikte, inanç kalıplarıyla beraber kaydetmek.x
Bir örnek verelim. Diyelim ki çekirdek inancınız “sevilmiyorum” olsun. Etrafınızda olan hiç kimseden sevgi görmezsiniz, aileniz, eşiniz, hatta anneniz size uzaktır. Her olayda böyle hisseder, kendi kendini doğrulayan kehanet gibi sürekli “ben hiç sevilmiyorum” dersiniz. Sevilmek için sürekli onay beklersiniz, ama hiç onay gelmez. Her yaptığınız şeyde sevilmeyeceğinizden korkarsınız ve bu korku ile hareket ettikçe yaptıklarınız elinize yüzünüze bulaşır. Sonra dersiniz ki “ben sevilmeyi hak etmiyorum, sevilmiyorum”.
“Sevilmiyorum” sürüngen beyninizde kodlanmış çekirdek inancınız, amigdala bu inanç doğrultusunda korku salar, ve yaşadığınız her olayı bilinçaltınıza nakış gibi işlersiniz. Böylece bir sonraki olayda kolayca ve hızlıca çıkarıp, ben hep diyebilirsiniz.

Böyle bakıldığında matematik çok basit görünüyor, ama işin içine duygular girdiğinde hiç de öyle basit olmuyor. Psikoloji dersine döndü, nerede burada koçluk diyeceksiniz, hemen toparlıyorum.

Kuantum koçlukta yaptığımız şey, farklı tekniklerle

  • sürüngen beyninize kodlanan çekirdek inancınızı bulmak ve temizlemek
  • yoğun korku, öfke, acı gibi olumsuz duyguların sağaltılması
  • bilinçaltına kaydedilen tüm o olayların ve inanç kalıplarının temizlenmesi, şifalanması
  • ve atalarımızdan getirdiğimiz yüklerden arınma

temelde yaptığımız bu dört şey. Bunun için bazıları NLP’de kullanılan, ihtiyacınıza göre şekillenen 50’den fazla teknik uyguluyoruz. Aile dizimi, zaman çizgisi, derin düşünce, sürüngen beyin çalışması, atalardan özgürleşme … bunlardan birkaçı.

Bu yazıda konunun sadece bilimsel tarafını aktarıyorum, evrenin işleyişini ve işin ruhsal boyutunu sonraki yazılarımda bulabilirsiniz.

Kimler yaşam koçluğu alabilir?

  • Sürekli aynı şeyleri yaşıyorum diyen ve değiştirmek isteyenler
  • Travma yaşamış ve etkisinden kurtulmak isteyenler
  • Hayatlarında çözümleyemedikleri konular olan değiştirmek isteyenler
  • Kariyerinde problem yaşayan ve başarılı olmak isteyenler
  • Emeklilik, boşanma gibi büyük değişiklikler sonrası bunalıma girenler
  • Stresle baş etmekte zorlananlar
  • İlişki problem yaşayanlar
  • Hayallerini gerçekleştirmek isteyenler
  • Hayatında yenilik isteyen ve nasıl yapacağını bilemeyenler
  • Huzur ve keyif içinde bir yaşam sürmek isteyenler
  • Hayatını değiştirmek isteyen
  • Para ile ilgili problemleri olan, bolluk bereket içinde olmak isteyenler
  • İş yaşam dengesi isteyenler
  • Kendine ve ailesine daha kaliteli vakit ayırmak isteyenler

Kısaca problem olsun olmasın herkes Kuantum Yaşam Koçluğu alabilir.

Bitirmeden son söz olarak yanlış anlaşılma olmasın istiyorum. Her iki yöntem de (klasik ve kuantum koçluk) kişinin kendini tanıması ve tekamülde yol alması için önemlidir. Biri diğerinden üstün değildir. Fark daha çok kişiye göre değişir. Bazı kişiler klasik yöntemle daha mutlu ve hızlı ilerlerken, bazı kişiler kuantum koçluğunda daha iyi ilerleyebilirler.

Sonuçta amaç birini seçmek, en iyiyi bulmak değil. Amaç tekamülde ilerlemek, şifa bulmak. Hangisi sizin için daha uygunsa onu seçerek ilerlemeniz en doğrusu.

Sevgiyle kalın…

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir